10 Şubat 2012 Cuma


Herkes kendi hayatını yaşıyor. İnsanlara onlarla ilgili göründüğünüz sürece iyisiniz.. Dost edinme ya da iyi iletişim kurma kitaplarında hep öyle denir. Ki gerçek olan da bu. İnsanlar kendinden başka hiç kimseyi önemsemez. Önce can sonra canan her zaman.. Size kimse sormaz ne isteyip ne hissettiğinizi sadece kendi doğruları ile yargılarlar sizi. Siz kimsiniz ki genel geçer şeyler sizin için geçersiz olsun. Oyunun kuralları belli ve onlara uyulmak zorunda.. Haklı oldukları yerler elbette vardır, kim bilir belki de çoğunlukla haklıdırlar ama sizinle iletişim kurup sizi anlamaya olanları sizin açınızdan görüp, göstermeye çalışmak zor gelir. Ezbere bildikleri şeyleri sanki sen bilmiyormuşsun gibi anlatırlar sana seni sorguya çekip yargılarlar sanki hakları varmış gibi sanki kendi hayatlarındaki her şey doğruymuş gibi. Ama Umursamazlar, kalıplar dışında düşünmezler hep kendini açıklamak zorunda hissedersin ta ki bir işe yaramadığını anlayıp seni saçmalamakla suçlamaktan başka bir sonuca götürmediğini görene kadar. Bir şeyler yaptıkça bu iyi, kötü dönemlerinde ise işe yaramazın teki olup çıkarsın.. Tek düşmanımız da dostumuz da kendimiziz, insanlara danışmak güzel bir şey sizi gerçekten dinleyecek (görünüşte değil) birilerini bulursanız tabii. Ben kulaklarımı tıkadım çoğunlukla yanlış olduklarını hissetsem bile diğer seçeneklerden iyi geldiği için kendi bildiğimi yapıyorum.. Bazen üzüyorum hak etmeyenleri de belki ama yapabileceğimin en iyisi bu.. Şimdilik.
Sanırım benim olayım da bu düşünmeyi beceremiyorum..



Yukarıdaki tabelanın çevirisi :  Düşünün, Dikkatsizlik tehlikelidir.


 http://www.printablesigns.net/preview/Think_Carelessness_Dangerous

http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRoTXoqP0AbXUHUDaw1id1-911N2bkoyZs6suYgM2zX8n_Yp1CPYQ

Hiç yorum yok: