31 Mart 2014 Pazartesi

Zor iş öğretmek,öğrenmek


Öğretmenlik zor iş.. Süpermen olmak gibi bir şey iyi bir öğretmen olabilmek bence. Ben her konuda biraz ya da birazdan daha fazla bilgiye sahip olmam gerekiyor gibi hissediyorum mesela coğrafya, tarih, edebiyat, din, felsefe, matematik, spor, politika .... Çocuklar bana bunlarla ilgili bir şey sorduğunda az çok cevap verebilmeliyim onlara. Bu bana zor geliyo biraz hafızam çok iyi sayılmaz çünkü kullanmadığım şeyleri çabuk unutuyorum. Bilmiyorum bu herkeste olan bir şey mı ama rahatsız edici olduğu kesin. İnsanın hem bu konularla ilgili gündemi takip edip kendini sürekli güncel tutması, hem ailesine, hem çevresine, hem kendi bakımına, hem derslerle ilgili yaptığı hazırlıklara, hem okumaya gezmeye televizyona vakit ayırabilmesi mümkün mü acaba. Bunu çok istiyorum ama bir türlü olmuyor. Ya bedenen ya ruhsal olarak yorgun düşüyorum. Aynı anda birde Kpss için hazırlanmaya çalışıyorum. Onlarca ergenle uğraşmak kolay değil, kafam kaldırmıyor bazen. Ama hem mesleki, hem rehberlik açısından kendimi geliştirmek istiyorum. İdeallerim var ama henüz başarılı bir öğretmen olabildiğimi sanmıyorum. Hatalarımdan ders almaya çalışıyorum biraz pahalıya mal olsa da. Ama bazen bir rehberim olsa iyi olurdu diyorum, zaman zaman bu konuda yardım alıyorum tabi ama tam olarak her şeyi paylaşıp her konuda yardım istenmiyor. İnsanın kendi içinde bile çelişkileri oluyor bazen bu dışardan bakanlar için kötü bir imaj olabilir, anlamayabilirler, yardım etmek istemeyebilir, ya da neyse... Tüm bunlar nerden geldi aklıma. Aslında hep aklımdalardı ama bu gece not defteri diye bir dizi başladı, bende içimdekileri dökmek istedim onu  izledikten sonra..

12 Şubat 2014 Çarşamba

Ne zaman akıllanırız?!

Bu aksam haberlerde mevsim degisikliklerinin sebep olduğu arı ölümleri. Arılar sıcaklara kanıp kovanlarından çıkıyorlar ve neticede soğuktan ölüyorlar. Hemde yüz binlercesi... Haberin devamında Einstein`ın arıların nesli tükendikten sadece 4-5yıl sonrasında insanlarında yaşamının  tehlikeye girecegini anlattığı o ünlü sözüne yer verildi. İnsanlar sonuçlarını düşünmeden doğaya zarar veriyorlar, geri dönüşümü gerekdiz buluyorlar, doğanın verdiklerini saçıp savuruyorlar sonra neden yağmur yağmıyor, neden kış olduğu halde kar yağmıyor ya da neden arılar ölüyor.... :-\

12 Haziran 2013 Çarşamba

Durum güncelleme..

Benim kadar yeteneklisi az bulunur :))



Bu çin malı prizler yüzünden bir gün ev yanacak aynı hafta içinde üçüncü.. Tesadüfen hepsinde evdeydik de önledik bir şey olmadan.


19 Nisan 2013 Cuma

Senden olsa olsa su olur deyip bir meslek grubunu asağilamak bir öğretmene yakışmaz
bir çocuğa yardım ve rehberlik etmek yerine böyle hitap etmek öğretmenin acizliğinden kaynaklanir bazen de çocuk gerçekten aşabilecegini bütün sınırları aşmıştır. Ama her şeye rağmen bir meslek grubunu aşağılamak diğer çocukların kafalarinda da o mesleğe karşı önyargı oluşturmaktır. Ki son derece affedilemez bir hatadır bir öğretmen için.

Adam olmaz bi cocuk ise ailesini uyarılabilir aile vurdumduymaz ise çocuğu topluma kazandirmanin yolunu rehber öğretmen ya da okul bulmalı. Bir yolu olmalı. Kimse yapmazsa, sokaktaki kötü insanlarin nerden geldiğini bazı kötülüklerin sebeplerini aramaya aldıkları eğitimden başlamak gerekir. Herkes kurtarılamaz elbet ama bunun yolu onları bir köşeye atmadan önce.
Bu yazıyı bir öfkeyle yazmıştım anca paylaşma fırsatı buldum burada eleştirmek istediğim bazı öğretmenlerin tavrıydı aslında, eğitim sistemimizin aksayan yönleri çok ama burda asıl mesele öğrencinin hayatını etkileceyek bir şeyi bir anlık öfke ile böyle bir dille ortaya atması. Bu arada bu yaşanmış bir olaydan kaynak alıyor yazım. Okulda çocuğa kızan bir öğretmen babasının mesleğini sorup senden de başka şey olmaz zaten deyip çocuğun babası ile ilgili kötü bir algı içine sokuyor hiç hakkı olmadığı halde. Kendinin işi onurlu ama yapan insan o onuru taşımadıktan sonra yaptığın iş önemli değil. önemli olan tek şey insan..
Bir zamanlar yazı yazacak pek çok konu gelirdi aklıma. Artık stresten midir hayatımda düşünmeye zaman ayırmadığımdan çevreyi takip etmediğimden mi bilmiyorum ama kafamda bir durgunluk var :)
Keşke tartışma forumu ya da platformu olsa da şurda yazmasam. Yazmadan olmuyor çünkü burası da olmasa günlüğüm var :)

10 Mart 2013 Pazar

.Ben insanların topraktan sürekli en iyisini isteyip. Onu yapay suni gübre ile doyurma anlayışını anlamıyorum. Toprağa kimyasal bırakan bu gübre çok verim sağlasa bile nereye kadar yani. Ondan sürekli alınan mineralleri ne kadar yerine koyar suni gübre. Yediğimiz içtiğimiz her şeyin artığı toprağa mineral sağlama gücüne sahip ama onu toplama çürütmek ve değerlendirmek çok zor. Geçen çöpe baktığımda hep ambalaj hep ambalaj belediyeler yeterince duyarlı değil bu konuda istanbul ve bazı şehirlerde dönüşebilecek atıklar evden toplaniyor ama küçük yerler yok sayılıyor.

5 Mart 2013 Salı

Türkçemiz gitti gidiyor..

Okudukça ya da televizyon izledikçe kullanılan dili görüp sinirlenmemek ya da umutsuzluğa düşmemek mümkün değil. En azından benim için durum bu.
Çok beğendiğim ve dili bozuk olmayan bir trt dizisi var: Şubat. Ama dizinin kapanışında çıkan yazıları (oyuncuların, dizi ekibin isimleri..) görün birde; dolly asistant , color correction vs.. Bunların neden Türkçe karşılıkları kullanılmamış renk düzeltme diyebilirler color .. yerine. Bunu biri konuşurken yapsa ingilizcesi ile gösteriş yapıyor diye düşünürdüm ama bunu yapan devletin kanalı olunca insan "nereye gidiyor bu işin sonu" diye düşünmeden edemiyor.
Ben yabancı diller konusunda çok meraklıyımdır, farklı kültürlere yaşamlara açılan kapıdır çünkü. Ama cümlelerimin içine ıngilizce kelimeler yerlestirmem bu beni daha havalı ya da iyi konuşuyor gibi gostermez( kimi insanlar anlamadıklarını daha bir beğenir ya..). Bu olay tam tersine benim anlatımıma, dil yeteneğime gölge düşürür. Barış Manço bir çok dil bilirdi ve kendi dilini de çok güzel bir şekilde kullanırdı. Ben ona bu konuda hayrandım ve çok takdir ettiğim bir sözü vardı. Kelimesi kelimesine hatırlamiyorum ama özetle kendi dilini iyi konuşamayan, tüm kurallarıyla benimsemeyen insan yabancı bir dili iyi öğrenemez onu düzgün kullanamaz. Kendi diline onları katmak bana göre ifade yetersizliği anlatım yetersizliği. Nerede karşılaşırsam karşılaşayım o kişiye karşı ister istemez bir önyargı oluşuyor bende, burda tabiki normal insanlardan çok yazar, sunucu ya da oyunlar kastım.
Beni sinir eden benzer bir hata. Örnek vermek adına söylüyorum kim olduğu önemli değil yazarın biri söyle bir ifade kullanmış: "...ahlak ve moral değerleri üzerine düşünmek gerekir." Moral zaten ahlak kelimesinin ingilizce karşılıklarından biri.. Burda aynı şeyi iki kere farklı kelimelerle yazmış bu böyle de yayınlanmış.. Birileri buna bir şekilde dur demeli, bize düşen ağzımızdan çıkana dikkat etmek ve etmeyenleri uyarmak.
Bu arada dil hakkında bu kadar konuşuyorum, ama benim anlatımım pek düzgün değil farkındayım fakat kendi dilimi düzgün kullanma adına çaba gösteriyorum. Ayrıca benim bu konuda yeteneksiz olmam doğru ve yanlış bazı şeyleri göremeyeceğim anlamına gelmez sonuçta. Benim ki sadece deneme, yazar değilim.

12 Şubat 2013 Salı

Eğitim şart ama nasıl bir eğitim?



Kpss çalışırken günlük hayatı da içine alan konuları incelemek hoşuma gidiyor. Bazen araştırıp nedir ne değildir öğrenmeye çalışıyorum her yönüyle ama buna her zaman fırsat bulamıyorum. İlgimi çeken ya da aslını merak ettiğim ya da anlayamadığım şeyleri yazmak istiyorum.
Kendi kendini geliştirmeye çalışan, araştıran, gözlemleyen insanlar değilseniz çevrenizde ki dünyadan habersiz kalıyorsunuz. Okullarda herşey teorik.. Ben bugün rehberliğin ilkelerini gelişimini çalıştım. Ama kaç yıllık eğitim hayatım var - ki şehirde en iyi bilinen liselerden birine de gittim- rehberlik diye bir şey görmedim. Meslek testleri yapıp sonuç kağıtlarını dağıtmak eğilim belirleyen terler yapıp yine sonuçları sadece belge halinde çocukların eline vermek ne tür bir rehberlik ve ne kadar işe yarar tartışılır. Rehberliğin hiç bir ilkesine uymayan kolaycı bir anlayış. Kararsız kalan ya da kendi kişilik ve yeteneklerine uymayan hayalperest tercihler yaptı iseniz yönlendirecek kimseniz de yoksa sonucun nasıl bir çıkmaz olduğunu tahmin etmek zor değil; işsiz, mutsuz, yaptığı işi istemediği için kötü yapan, öfkeli insanlar topluluğu çıkar ortaya.
Kendinizi iyi hissetmek ya da biraz olsun düzeltmek için psikoloğa gitmek istediniz diyelim. Kendi yaşadığım ilde bire bir yaşadığım bir şey bu varsayim ya da kulaktan dolma bir şey değil. Devlet hastanemizde sanırım 5 ya da 6 psikolog var ve bir gün bir arkadaşım için gittiğimde gördüklerim beni şok etti. Saat 1e geliyordu yani doktorlar henüz gelmemişti ama en son kaçıncı hastada kaldıkları tabelada yazıyordu gördüğüm sayıları not ettim : 76,42,54 diğerlerini yazmamışım ama onlarda aşağı değildi. Daha önce gittiğim doktorlardan biliyorum bir kadın doğum ya da kalp doktoru bile öğlene kadar 70 kişiye BAKAMIYOR, bir psikoloji doktorunun yapabilmesi mümkün mü! Yazık insanlara tedavi olduklarını zannediyorlar ilaç alıp çıkınca. Son yıllarda antidepresan ilaç kullanımında rekor yükselme varmış nedeni hakkında araştırma yaparken sadece insanlar ilaç kullanmayı kurtuluş görüyor ya da insanların buna ihtiyaç duyacak durumlarda olmalarından önce doktorlar insanlara ne şekilde ve ne kadar yardımcı oluyor bu daha önemli bir konu. Başka illeri ya da doktorları bilmem her meslekte işini iyi ya da kötü yapanlar mutlaka vardır. Ama bir psikolog insanlara en az on beş yirmi dakika bile ayırmadan işlem yapabiliyor ise benim aklıma kötü olasılıklar gelir. Özel bir muayenehaneye gitseniz böyle olmaz neden; insanlara yardımcı olamayan birine insanlar gitmez. Hoş özel hastahaneler de hoş olmayan durumlar yaşanmıyo değil ama karamsar olmak istemiyorum. Samsun devlet hastanesine de bir tanıdıkla gittim yine psikolog ama giden kişi içeride yarım saat kaldı randevu ile gitti ve çıktığında memnundu. Devlet hastanelerini asla kötülemem. Benim tepkim mesleğini düzgün yapmayan insanlara rehberlikçi olsun doktor olsun. Hepsinin kökeni eğitime dayanıyor. Bir denetleme mekanizması olsa keşke.

2 Şubat 2013 Cumartesi

Osmanlı Tarihi Zihin Haritam


Biraz komik oldu sanki pek özenerek yapmadım resim yeteneğim de olmadığı için anca bu kadar oldu :) En önemli bir kaç özelliklerini yazdım hepsini sığdıracak olsam her padişaha ayrı harita gerekirdi.

İnsanlar hep kolayına kaçıyor bana Osmanlı böyle farklı araçlarla öğretilse daha kalıcı olurdu gibi geliyor.

Radyoyu yeniden keşfim


Bu gece uykum kaçtı ve yatakta dönmek yerine uzuuuun zamandır yapmadığım bir şey yapayım dedim ve radyo dinlemeye karar verdim. Ve sonuç olarak bu önemli aracı nasıl hayatımdan çıkartmışım. Sanırım konuşmayı beceremeyen, bir müzik parçası sonra on reklam yayımlayan bazı seviyesiz yerel radyo yayınları neden olmuştu. Artık Trt radyo dinliyorum. Dün gece eski seçmece yayınlar vardı. 
Oğuz Atay ölüm yıl dönümü için yapılmış kitap inceleme vardı çok begendim. Ardından dinle alakalı bilgi veren çok hoş başka bir program çıktı. Ardından da haber yorumu isimli avrupa birliği, terörle ilgili süreçler irdeleniyor o uykulu halimle düşündüren bir program iyi ya da kötü orası bana kalsın :) Bu arada tüm dinlediğim programlar tekrar ama sevindim bunlara eriştiğim için. En güzel yanı reklam yok ve kalite programlar. Bu arada güzel müzik yayını yapan bir kaç yerel radyo yok değil ama sunucular ve sunulanlar... 
Ayrıca Bir Roman Bir Hikaye programı da devam ediyormuş ona ayrıca sevindim :)

29 Ocak 2013 Salı

Kpss için anayasa kitap önerilerim


Kpss'ye gire gire kitaplar konusunda kısmen uzman olduğumu iddia edebilirim sanırım. En çok zorluk çekilen konu ise anayasa (vatandaşlık) bu konuda kitap önermek istiyorum çünkü kitapların bazıları berbat ama onların isimlerini vermeyeceğim elbette. 
Benim ilk önereceğim şey vatandaşlığa tek kitaptan çalışmayın çünkü her kitapta mutlaka bir eksik yön var. Bu konuda en iyi kitap Data yayınları dendiği için ben ilk önce onu aldım. Ayrıntılı anlatımları, kavram haritaları güzel. Ama bazı yerlerde konu sıralaması kafa karıştırabiliyor; mesela devlet biçimleri anayasa açıklamasından sonra verilmiş. Benim bocaladığım yerler olmuştu orada. Zaman zamanda açıklaması yapılmayan şeyleri teste koymuşlar. Bunlar dışında her şey iyi. 
İkinci kitabım Yargı yayın evinin ön lisans ve ortaöğretim için olan konu anlatımlı bütün konuları içeren tek kitabı. Modül halinde olanı var mı ya da lisans için olanın içeriği farklı mı bilmiyorum bende olan tek kitap ve çok ayrıntı değil ama anlatımı açık ve net. Mesela Tc Anayasaları bölümü diğer kitaplardan farklı açıklamaları var ve işe yarar olduğunu düşünüyorum. Birde uzmankariyer hızlı bakış anayasa kitabım var o özet kitap ama çok kötü de sayılmaz. Birden fazla olsun ki birbirini tamamlasınlar..

26 Ocak 2013 Cumartesi

Bazen etrafında ne kadar çok insan olursa o kadar mutlu olacakmışım gibi geliyor. Ama çevremdeki insanlar artmaya başlayınca mutluluk ve neşe dışında sorunların ve kavgaların da artmaya başladığını fark ediyorum. Ne onlarla oluyor ne de onlarsız, ilginç ikilemlerle dolu hayat.

25 Ocak 2013 Cuma

Bütün izlediğim diziler birer birer bitiyor tadı kalmadı dizi izlemenin bu bir işaret mi acaba :)